Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Bursa'ya, 47 kilometre sonra İnegöl'e ulaşım bizim için sıkıcı bir yolculuk oldu. İlginç hiç bir özelliği olmayan alıştığımız güzergahlardan farksızdı. İnegöl'den 8 kilometre kadar sonra, Tavşanlı Domaniç yol ayrımından sapınca, yorulmamıza rağmen keyfli bir yolculuk başladı. 11 kilometre boyunca orman içerisinde kah tırmanark kah inerek Oylat'a ulaştık.
Otellerin yer aldığı meydanda şans eseri arabamıza yer bulunca, hiç bir ön araştırma yapmaksızın önümüze ilk çıkan otele, Aşiyan'a girdik
Ön tarafı meydana, arka tarafı ise Oylat Çayının geçtiği vadiye bakan, yeşiller arasında şirin ve temiz bir otel.Muhakkakki Oylat'da vakit geçirilecek çok güzel yerler mevcut. En başta Yeşil Vadi tabiiki.Bizim favorimiz ise Oylat Çayının aktığı Oylat Vadisine bakan terasda çay içmekti.Odamızın balkonundan görünen ve otelin tam arkasında yer alan Köylü Pazarı'da zevkle dolaştığımız bir yerdi.OYLAT HAKKINDA Kİ EFSANE: Bizans İmparatorluğu zamanında Bursa, İnegöl bölgesinin hakimi olan ve bu bölgeyi yöneten tekfurun bir kızı varmış. Tekfur karısını kaybettikten birkaç zaman sonra yeniden evlenmiş ve yeni evlendiği karısı ise tekfurun kızıyla hiç anlaşamazmış. Kızı sevmemekle birlikte köşkte istemez ve bahaneler üreterek ceza alması için uğraşırmış.
Günün birinde tekfurun sevgili kızı, yemeden içmeden kesilecek şekilde büyük bir hastalığa yakalanmış. Ayağa kalkamamanın yanı sıra vücudunda yaralar oluşmuş ve aylarca acı çekmiş. Civar memleketlerdeki en iyi hekimler gelmiş ama kızcağızın derdinin çözümünü bulamamışlar. Kızın bu hastalığı da uzun sürüp, acı içinde inlemeleri nedeniyle tekfur, sevgili kızının bu ızdıraplarına çok üzülmüş ve tekrar hekimlerle görüşmüş.
Hekimler de tekrar bir araya gelerek düşünmüşler ve kızı göz önünden uzaklaştırmak ve son bir tedavi şansı için ormanın içinde yer alan ve o zamanlar adsız olan bu ılıcaya gönderilmesini tavsiye etmişler. Kızı bu bölgeye götürdükten sonra kendisinin son günlerini yaşadığına inanarak, yanına yiyecekler koyup Ölyat diyerek buraya bırakmışlar. Kız ise her gün bu sularda yıkanmış ve günler geçtikçe eski sağlığına kavuşup babasının yanına dönmüş. Bu sebeple civar halkı burayı şifalı kaplıca olarak bilmiş ve zamanla Ölyat tabiri Oylat'a dönüşmüş. Ancak şimdi bile bazı köylüler bu bölgeye halen Ölyat demektedir.Oylat Suyu;
Oylat Kaplıcaları suyu özellikleri bakımından dünyada 2’nci sırada bulunuyor. Oylat suyunun en büyük özelliklerinden birisi içilebilmesi ile de şifa sağlamasının yanı sıra 40 derece kaynayarak doğal haliyle kullanıma hazır olmasıdır. Oylat Kaplıcaları özellikle ağrılı sinir hastalıkları için bir şifa kaynağıdır. Kalsiyum sülfatlı, bikarbonatlı, oligometalik bir sudur. Sıcaklığı ortalama 40.6 o C, pH değeri 7.29, radyoaktivitesi 10 emandır.
Oylat Suyu;
Eser Miktarlarda Anyonlar: İyot, Brom, Nitrit, Karbonat ve Hidroarsenat.
Çeşitli Miktarlarda Anyonlar: Klor, Flor, Sülfat, Nitrat, Hidrofosfat, Bikarbonat ve Sülfit.
Eser Miktarlarda Katyonlar: Amonyum, Mangan ve Çinko.
Çeşitli Miktarlarda Katyonlar: Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum barındırmaktadır.
Oylat Suyu;
Özellikle stress üzerinde etkisi olan termal suyunun, kireçlenme, romatizmal ağrılar ve böbrek rahatsızlıklarına iyi geldiği düşünülüyor. Düşük ve yüksek tansiyonun dengelendiği, sinir ağrıları, sinir iltihapları gibi konularda fayda sağladığı bilinmektedir.
Oylat Suyu;
Eser Miktarlarda Anyonlar: İyot, Brom, Nitrit, Karbonat ve Hidroarsenat.
Çeşitli Miktarlarda Anyonlar: Klor, Flor, Sülfat, Nitrat, Hidrofosfat, Bikarbonat ve Sülfit.
Eser Miktarlarda Katyonlar: Amonyum, Mangan ve Çinko.
Çeşitli Miktarlarda Katyonlar: Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum barındırmaktadır.
Özellikle stress üzerinde etkisi olan termal suyunun, kireçlenme, romatizmal ağrılar ve böbrek rahatsızlıklarına iyi geldiği düşünülüyor. Düşük ve yüksek tansiyonun dengelendiği, sinir ağrıları, sinir iltihapları gibi konularda fayda sağladığı bilinmektedir.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder